Literatür

Literatürde Otizm

Son zamanlarda artan farkındalık düzeyi ve bilinç sayesinde hakkında daha çok bilgi sahibi olunan otizm, ilk olarak 1911 yılında İsviçreli bir bilim adamı tarafından kullanılmıştır. Eugen Bleuler isimli bilim adamı, şizofreni hastalarında meydana gelen bulgular doğrultusunda otizm terimini tercih etmiştir.

1920’lere gelindiğinde ise otizme sebep olarak glüten gösterilmiş ve otizmli kişiler için glütensiz diyet programları hazırlanmıştır. 1930’lu yıllarda ise çevresine ve kendisine karşı incitici davranışlar sergileyen çocuklar için kullanılmış ve bugün bile tartışmalara neden olan bu genelleme ortaya çıkmıştır. 1940 yılında ise otizm, ilk defa bir kişi tarafından tanımlanmış ve günümüzdeki anlamını kazanmıştır.

Günümüzde otizm nedir?

Erken çocukluk döneminde başlayan ve ömür boyu devam eden otizm; sosyal, iletişimsel, dil ve davranışsal gelişimi içeren yaygın nöro-gelişimsel bozukluk olarak kabul edilmektedir. Otizmi tanım olarak kullanan ilk kişi ise 1943 yılında Amerikalı çocuk psikiyatristi Leo Kanner’dır. ‘Erken Çocukluk Otizmi’ olarak adlandırılmıştır.

Yıllar önce tanımlanan bu nitelikler ya da davranışlar daha sonraki yıllarda çeşitli kurumlar ve kişiler tarafından incelenerek geliştirilmiştir. Kanner, otizme ilişkin çalışmalar yaparken, aynı dönemde Hans Asperger gelişimsel farklılıklar gösteren başka bir grup çocukla ilgili çalışmalar yapmıştır ve ‘Otistik Psikopati’ olarak tanımlamıştır. Günümüzde ‘Asperger Sendromu’ olarak da bilinir.

Otizm hakkında doğru bilinen yanlışlar

Otizm hakkında birçok fikir ve kuram ortaya atılmıştır. Özellikle de otizmin nasıl ortaya çıktığına dair birçok spekülasyon var olmuştur. Otizmin oluşmasına sebep olarak gösterilen yanlış inanışlar geçmişten başlamış günümüze değin sürmüştür.

Örneğin, 1950’li yıllarda otizmin yetersiz ya da niteliksiz anne-çocuk etkileşiminden kaynaklandığına inanılırdı. Hatta o dönemde buzdolabı anneler kavramı da ortaya çıkmıştır. Ancak bu durumun gerçeği yansıtmadığı ilerleyen yıllarda yapılan araştırmalarla belirlenmiştir.

Bir başka yanlış görüş ise otizm tanısı konulmuş çocukların kendilerini bilinçli olarak çevrelerinden uzaklaştırdığı yönünde olmuştur. Bu yanlış inanış ya da fikirlere rağmen, 1980’li yıllarda otizm konusunun, şizofreniden çok farklı olduğu, otizmin genetik, organik ve nörobiyolojik bir bozukluk olduğu kabul edilmiştir. Günümüzde ise otizm, artık otizm spektrum bozukluğu olarak adlandırılmakta ve otizmli çocukların hayata kazandırılması için özel eğitimler ve terapiler yürütülmektedir.

Randevu Alın
Bağış Yap
Gönüllü Ol
Gönüllü Ol Bağış Yap Üye ol
ÖN BAŞVURU FORMU
ÖN BAŞVURU

MacotizmOtizmi Sporla Yeniyoruz!

Ön Başvuru Kayıt Formu